Oyun içinde oyun
Freedom Fighters alternatif bir gelecekte geçiyor. Hikaye bizimki ile 1945 yılında ayrılıyor. Rusya Berlin’e bir atom bombası atıyor ve Avrupa’da tek güç oluyor. Kısa süre içinde bütün ülkeler komünist rejime katılıyorlar. Altmışlarda Amerika’nın tüm diretmesine rağmen Küba’ya orta menzilli nükleer roketler yerleştiriliyor. Günümüze yaklaştıkça bütün kapitalist ülkeler kaosa sürükleniyor ve yerlerine komünist hükümetler geçiyor. Geçtiğimiz yıl ise Amerikan başkanına bir suikast denemesi oluyor. Üstünden çok zaman geçmeden de Amerika semalarında kimliği belirlenemeyen balonlar ve uçaklar görülmeye başlıyor.
Biz hikayeye bu noktada dahil oluyoruz. Christopher Stone ve kardeşi Troy, Isabella Angelina’nın evinin tesisatını yapmaya gidiyor. Ancak tam bu anda içeriye Rus askerleri giriyor ve Troy’u götürüyorlar. Ve böylece New York’un işgali başlamış oluyor. Bizse saklanıyoruz ve sonra kaçmaya çalışıyoruz. Ancak gelişen olaylar bizi bir kahraman yapıyor.
Oyunun konusunu bu kadar beğenmemin nedeni ise bana bugünü hatırlatması. Oyunu yapan programcılar farkında mıdır bilinmez ama senaryo aslında ters kurgulanmış. Yani İkinci Dünya Savaşı’nı Amerika yerine Rusya kazanıyor. Baskın düzen kapitalizm yerine komünizm oluyor. Amerika çeşitli ülkelerin kapısına gidip onları “özgürleştirmiyor”, bu görevi Rusya üstleniyor. Siz üçüncü dünya ülkelerindeki fakir adamların rolünü değil, Amerika’nın varoşlarında yaşayan bir adamın hikayesini oynuyorsunuz.
Oyunu oynamış ya da oynayacak olanların bu saptamayla ilgili kuşkuları olabilir. Ben de ilk başta bunu görmezlikten gelmeye çalışmıştım. Ancak Amerika’dan sorumlu komutan Tatarin çıkıp da “Direniş olduğu sürece daha fazla kan dökülecek, biz buraya size yardım etmeye geldik” deyince hem gülmekten yerlere yattım, hem de olay hakkında daha fazla bilinç sahibi oldum diyebiliriz.
Konunun gelişmesi de şu şekilde: Siz New York’un kanalizasyonlarında yer alan bir direniş örgütüne giriyorsunuz ve kısa süre içinde daha sonra anlatacağımız karizmatik hareketlerinizle etrafınıza daha fazla adam alıyor ve Rusları teker teker şehirden kazıyorsunuz. Rusların neden kanalizasyona bakmadıkları ya da tank kullanmadıkları ise cevap bekleyen sorular. Rus ordusu bunun yerine hafif taramalı tüfekli binlerce askeri üstümüze onar yirmişer sürerek bizim daha da karizmatik olmamızı istiyor. Konu bu şekilde özetlenebilir. Şimdi nasıl karizmatik olunur bunlardan bahsetmek istiyorum. Kulaklarınızı iyi açın, işte bu oyunda karizmatik olmanın sırları…
Kırmızı Karizmatik Kurt (KKK)
İlk başta kendinizi düşünmemelisiniz. Arkadaşlarınız yaralandığında sizin kara günler için sakladığınız ilkyardım setlerini vermelisiniz. Bu setler size uzun vadede ekstra adam olarak geri dönecektir. Ancak her zaman yaralı yoldaşlarınızı sokağın ortasında yerde saçılmış şekilde bulamazsınız. Karizmatik birisi olmak istiyorsanız görevinize kısa bir süre de olsa ara verip binaların içlerini ya da sokak aralarını araştırmalısınız. Pişman olmayacaksınız. Karizmanızı artırmanın bir diğer yolu da görevlerin getirdiği şeyleri yapmaktır. Köprüleri havaya uçurmak, helikopterleri patlatmak, karakollara girerek Rus bayraklarıyla Amerikan bayraklarının yerini Ulubatlı Hasan misali değiştirmek. Bu gibi şeyler sizin daha da tanınmanızı sağlar ve insanlar size daha fazla güvenir.
Karizma sisteminin işleyişi çok kolay. HP’nizi gösteren çizginin altında sarı bir çizgi daha var. Bu, 100 üzerinden karizmanızı gösteriyor. Adam kurtardığınızda 15, görevi yaptığınızda da 25 puan alıyorsunuz. 100 olduğunda yanınıza yeni birini daha alabiliyorsunuz. Şimdi de bu adamların ne işe yaradıklarını kısacık açıklayalım.
Kurtlar Vadisi
Freedom Fighters’ın belki de en büyük özelliği, yanınızdaki “freedom fighter” adındaki milis güçler (şaşırtıcı değil mi?). Bu adamlar sizin yanınızda dolaşıyor ve emirlerinizi ikiletmeden itaat ediyor. Oyun mekaniği olarak da bu adamları basit üç komutla kontrol edebiliyorsunuz. Arabaya kadar olan alanda düşmanı öldürün, şu köşede durun ve orayı kontrol edin ya da etrafıma toplanın, gibi komutları verebildiğiniz bu adamlar sizin için ölmeye hazır (sizin bir tesisatçı olduğunuzu söylemiştim değil mi?).
Ancak bu kontrol işlemleri çok kolay gibi gözükse de gelişmiş emirleri vermek oldukça zor. Oyunun yapay zekası bu açığı kapatmış. Emir verdikten sonra adamlar eğer yol tehlikeliyse gitmiyor ya da birisini diğerleri ateş ederek koruyor. Oyunun aksiyon sahneleri çok güzel olmasına rağmen yüksek bir yere çıkıp adamlarınızı kontrol ederek oyunu oynamak da çok zevkli.
Oyunun senaryosu ve oynanışı birinci nedendi. İkincisi ise kesinlikle teknik özellikler. Bu oyunu yapanlar diğer programcılara örnek olmalı. Bu kadar güzel grafikleri bu kadar düşük sistemlerde görmek bugünlerde mümkün değil. Gölgeler, efektler, yapay zeka, hepsi son derece başarılı. İnsanlar ateş edildiğinde üstünüze koşmaya devam etmek yerine kendilerini sığınacak bir yere atıyor.
Oyunun teknik özelliklerinden bahsederken hepsini atlayabilir, hiçbirinden bahsetmeyebiliriz. Ancak oyunun müziklerinin hakkını vermezsek programcıların iki eli yakamızda olur. Müzikler tek bir kelimeyle “şaheser”. Eskiden beri biliriz, Rusların kızıl korosu çok meşhurdur. (Yani Tarkan’la beraber şarkı söylemeden önce de meşhurlardı, sadece biz onları o andan sonra tanıdık.) Bu koro tarzı yapılan müzikler sahnelere inanılmaz bir tat katmış. (Gerçi Serpil müzikler için “Eh işte” yorumunu yapsa da kendisinin müzikten anladığı İngiliz gruplar olduğu için onu bu konuda ciddiye almıyorum!).
Oyunun mekanları çok geniş ve oyun içinde herhangi bir yükleme olmuyor. Bu kesinlikle bir artı. Ayrıca aksiyon sahneleri hiç durmuyor ve bu sahnelerde en yüksek performansta bile bir yavaşlama olmuyor. Bütün bunlar birleştiğinde ortaya çıkan şey oyunun çok iyi programlandığı. Bunun yanında paylaşmak istediğim bir şey de oyunun oldukça sabit olduğu ve siz zorlamadıkça çökmediği. Freedom Fighters bu konuda da diğer oyunlara fark atıyor. Yok ben illa oyunu çökerteceğim derseniz oyunu oynarken icq’dan mesaj atmayı deneyin. Beceremezseniz oyun sırasında sigortaları indirin. Göreceksiniz ki oyun kolaylıkla çökebiliyor.
Kısaca oyun, piyasanın canlandığı bugünlerde gözünüz kapalı alabileceğiniz ve içinde mesaj dahil her şeyi bulabileceğiniz bir hazine. Belki de en kötü tarafı oyunun çok kısa süre içinde bitmesi. Eğer başına oturursanız, bölümleri nasıl geçeceğinizi anladıktan sonra birkaç gün içinde bitirebilirsiniz. Ancak bizim tavsiyemiz oyunu en zorda oynamanız. Zira bunun dışındaki derecelerde pek de sizi zorlamıyor. Ayrıca konsol için de hazırlandığı için oyunu en zor seçenekte bitirirseniz ekstra bir bölümü daha oynama şansına sahip oluyorsunuz. Tek yapmanız gereken bölümleri geçmek için gereken mantığa alışmanız.
Bu çok basit bir mantık, her bölüm birkaç ufak bölümden oluşuyor. Her ufak bölümde yapacağınız işler var. Eğer bu işleri oyunun önerdiği gibi yapmazsanız çok zorlanabilirsiniz. Örneğin havada helikopterler dolaşırken ve sürekli yanınızdan asker taşıyan araçlar yeni adamlar getirirken bir polis istasyonunu ele geçirmeniz zor olacaktır. Halbuki önce helikopter pistini patlatır, sonra da askerlerin geldiği yeri basarsanız polis istasyonu çocuk oyuncağı olur. Bunun için her bölüme başlamadan önce ufak bölümlerde ne yapılması gerektiğini dinleyin. Eğer bunu yaparsanız oyunu kolaylıkla bitirebilirsiniz.
Son zamanların formda firması EA Games, Freedom Fighters’ı da bu senenin diğer tutan oyunları arasına koymayı başardı. Command and Counquer Generals Zero Hour, Simcity 4: The Rush Hour ya da Medal of Honor Allied Assault Breakthrough ile birlikte çok iyi bir sene geçiren firma, bu oyunu da katınca kendisine Amerika’nın tatil dönemi için büyük bir takım kurdu. Bu oyunların hepsi oynamaya değer oyunlar. Ancak bunların arasında en iyisi kesinlikle Freedom Fighters.
Arkadaşlar burada tanıtılan oyunları www.zeyveli45.web44.net adresinden indirebilirsiniz